şubat soğuğu, eski bir defter ve bir yıl sonra
geçen yıldan kalan bir not, zamanın sessizce değiştirdiği şeyler ve kendi içinde durabilmek üzerine.
19 şubat 2026•6 dk okuma
şubat soğuğu, eski bir defter ve bir yıl sonra
şubat ayının o keskin soğuğu pencereye vururken odamda masanın üzerindeki eski defterleri karıştırıyordum. sayfaların arasında, geçen yılın tam da bu tarihlerinde karaladığım kısa bir nota denk geldim. o zamanlar içimde büyüttüğüm bir düğümü çözmeye çalışırken alelacele yazılmış birkaç düzensiz cümle... o gün ne kadar yorgun olduğumu, bir şeyleri geride bırakmanın kesin bir hareketle olacağını sanıp nasıl kendimi hırpaladığımı hatırladım. o notu okurken garip bir şekilde ne o eski sızı uyandı içimde ne de bir öfke. zaman, o notun mürekkebini olduğu gibi tutmuş ama zihnimdeki ağırlığını sessizce silip götürmüş. bir yıl önce sanıyordum ki insan bir sabah uyanacak ve dün canını acıtan şey bugün hiç acıtmayacak. hayatın filmlerdeki gibi hızlı sahnelerle değişeceğini umuyordum. oysa son 12 ay bana tam aksini gösterdi: iyileşmek gürültülü kararlarla ya da büyük kopuşlarla gerçekleşmiyor. pazartesileri, salıları, sıradan çarşambaları ve gece gereğinden fazla düşündüğün perşembeleri tek tek yaşaman gerekiyor. defterin o sayfasını yavaşça kapattım. artık ne o notta bahsettiğim insanlara bir kızgınlığım var ne de o günkü çaresizliğime bir acımam. insan geçmişte ne yaşamış olursa olsun, o günden bugüne taşınan en değerli şey tecrübenin ta kendisi. eskiden bir isim ya da bir şehir bütün bir haftamı mahvedebiliyorken, şimdi aynı şeyler aklıma geldiğinde sadece hafif bir tebessümle geçip gidiyor. hafıza geçmişi olduğu gibi tutmuyor belki ama zaman insana o geçmişle nasıl yaşayacağını öğretiyor.
dışarıda şubat rüzgarı esmeye devam ediyordu. defteri rafın kenarına kaldırıp masama oturdum. bir yıl sonra bugün, geriye bakıp eksik bir cümle hissetmemek en büyük kazançmış. kimsenin en yakın arkadaşı olmasam da, bir yerlere aceleyle yetişmesem de, sadece kendi adımlarımla ve kendi hızımda yürümeyi başardığım için içim ferah. hayat devam ediyor ve ben bu sefer o hayatın tam ortasındayım.