sagalassos'ta kazı işçisi olmak ve toprağın tozu
şafak vakti kazma vurmak, süleyman abi, hasan abi, düzgün hoca ve amfilerin ötesinde tarih yapmak üzerine.
12 ağustos 2024•7 dk okuma
düşünürler: süleyman abi, hasan abi, düzgün hoca, oğuzhan abi
sagalassos'ta kazı işçisi olmak ve toprağın tozu
bu sabah saat beşinde, güneş henüz ak dağların arkasından doğmadan hasan abi'nin 2009 model opel corsa'sına binip sagalassos'a tırmandık. hasan abi 45'lerinde, direksiyonda sakince yol alan biri. ekibin en genci benim, bana yaşça en yakın olanı ise 36 yaşındaki süleyman abi. süleyman abi sakin, dingin bir adam; geçmişinde yapmaması gereken pek çok şeyi yapmış, sonra o fırtınaları geride bırakıp toprağın sükunetine sığınmış. arabadaki ve açma alanındaki diğer işçilerin yaşları ise 50'lere, 60'lara doğru gidiyor. bugün sagalassos'ta kazı işçisi olarak çalışırken tarihin sadece kitap sayfalarında yazılan parlak cümlelerden ibaret olmadığını işte bu ekiple anladım. elini malaya ve küreğe verip denizden metrelerce yükseklikte toprağa ilk kazmayı vurduğunda, ne imparatorların şaşaası kalıyor zihninde ne de büyük fermanlar. gün boyu süleyman abi’yle, hasan abi’yle, düzgün hoca'yla, arkeolog oğuzhan abiyle ve diğerleriyle aynı açma alanında yan yana çalıştık. katman katman toprağı kazarken, iki bin yıl önce oraya düşmüş bir seramik parçasına ya da bir sikkeye ilk kez elin değdiğinde insanı tuhaf bir ürperti sarıyor. o seramiği üreten usta da, o çömlekten su içen köylü de zamanında buradaydı; benim gibi, süleyman abi gibi bu tozun ve sıcağın içindeydi. amfilerde sıralara oturup eskiçağ tarihi dersleri dinlemekle, o tarihin toprağını kürekle taşımak arasında devasa bir fark varmış.
öğle molasında agoranın kenarındaki bir taşın üzerine oturup mataramızdaki ılık suyu içerken vadiyi izledik. düzgün hoca’nın alandaki o süzgün ve deneyimli bakışlarına, oğuzhan abi’nin topraktan çıkan her küçük parçaya gösterdiği o titiz hassasiyetine, süleyman abi’nin durgun sükunetine ve hasan abi’nin babacan sohbetlerine kulak kabarttım. ellerimiz çamur içinde, üstümüz başımız toz toprak... ama içimde tarif edilemez bir tatmin var. tarihin sadece krallar tarafından yazılmadığını; geçmişinde hatalar yapmış süleyman abi gibi, bizi evlerimizden alan ve akşama kadar traktörle moloz taşıyan hasan abi gibi bu dağlarda ter döken adsız insanların toplamından oluştuğunu bugün çok net gördüm. ben de bugün o adsız işçilerden biriydim.
akşamüstü kazı alanı kapanıp tekrar corsa’ya kurulup dönerken botlarımdaki tozu silkelemedim bile. o toz, bana insan olmanın, geçmişin hatalarını geride bırakabilmenin ve emeğin sadeliğini fısıldıyor. sagalassos'un dik dağlarında geçirdiğim bu gün bana kitaplardan çok daha fazlasını öğretti: ne kadar büyük işler yaparsan yap, günün sonunda hepimizin döneceği yer aynı toprak. ve en değerli şey, alnının teriyle o toprağa dokunabilmek.
tarih amfilerde okunan parlak cümlelerden ibaret değilmiş; alnının teriyle toprağın tozuna dokunduğunda anlıyorsun.
— alsambasimigitsem.com
bağlantılı yazılar
bu metinde geçen kavram ve düşüncelerin izini sürebileceğiniz diğer yazılar:
14 temmuz 2025
sagalassos'ta bir temmuz günü ve zamanın taşı →
temmuz sıcağında sagalassos'un üst agorasına tırmanırken şükrü hocanın derslerde söylediği o cümle aklıma geldi: taşlar yalan söylemez ama onların sustuğu şeyleri anlamak zaman alır.