alsambasimigitsem

zamanın ve yolların içimde bıraktıklarını, zamansız notlarımı ve kendime sakladığım küçük sığınakları biriktirdiğim yer.

ana sayfa/göl kenarında tek başına ve kendi halinde

göl kenarında tek başına ve kendi halinde

haziran akşamüstü, kamp sandalyesi ve insanın kendi sofrasına kurulması üzerine.

10 haziran 2025•6 dk okuma
göl kenarında tek başına ve kendi halinde
kamp sandalyemi arabanın bagajından çıkarıp göl kenarında sakince kurdum. evden çıkmadan önce termosa doldurduğum çayı ve saklama kabına koyduğum atıştırmalıkları yanıma aldım. suyun kıyısına yerleşip rüzgarın göl yüzeyinde oluşturduğu küçük dalgalanmaları izlemeye başladım. önceden bir yerlere gitmek için mutlaka birilerini ikna etmeye çalışır, tek başına bir göl kenarına ya da kafeye oturmayı garip bir yalnızlık sanırdım. oysa şimdi kendi kamp sandalyeme oturup evden getirdiklerimi yerken içimi kaplayan şey bir yalnızlık değil; duru bir bağımsızlık hissi. insan bazen kendi hazırladığı bir sofrada, kendi seçtiği bir manzaranın karşısında dururken ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu anlıyor. ne kimseden onay bekleme zorunluluğun var ne birinin ne zaman kalkalım telaşına uyma gereğin. çayından bir yudum alıyorsun, gözün sazlıkların arasına takılıyor, rüzgarın getirdiği o tatlı serinlikle nefes alıyorsun. bence kendi kendine yetebilmenin en güzel yanı bu: dışarıdaki gürültü ne kadar büyük olursa olsun, sen kendi sandalyeni kurduğun her yeri evine dönüştürebiliyorsun.
akşamüstünün turuncu ışığı gölün üzerine düşerken, bir zamanlar zihnimi kurcalayan meselelerin bu durgun suyun yanında ne kadar küçük kaldığını gördüm. haklı çıkmak için verdiğim kavgalar, beni anlamayan insanlara kendimi anlatma çabam... hepsi rüzgarla birlikte dağılıp gitti. termostaki son bardağı doldururken kendime gülümsedim. kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değildim. bu gölün kenarında, kendi çayımla ve kendi sessizliğimle kalabilmek bana fazlasıyla yetti. hava kararmaya yakın sandalyemi katlayıp bagaja kaldırdım. eve doğru sürerken içimde ne bir acele vardı ne de bir eksiklik. hayat bazen işte böyle sıradan bir haziran akşamüstünde, bir göl kıyısında tek başına otururken güzelleşiyor.
şim